Av. Kübra Çetin
Kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak bilinen 7571 Sayılı “Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 25.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu kanun, ceza ve infaz düzenlemeleri, icra-iflas hukuku, mali ve sosyal güvenlik hukuku gibi bir dizi farklı hukuki alanı ilgilendiren kapsamlı düzenlemeler ve değişiklikler içermektedir.
- Avukatlık Kanunu Disiplin Hükümlerinde Değişiklik
Bilindiği üzere; Avukatlık Kanunu’nun disiplin cezalarının uygulanacağı haller ile disiplin cezalarının düzenlendiği 134. ve 135. Maddeleri, 22 Mayıs 2025 tarihli ve 32907 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş ve iptal hükümlerinin dokuz ay sonra yürürlüğe girmesini uygun görmüştür. Anayasa Mahkemesi, disiplin yaptırımları ile yaptırımlara sebebiyet veren eylemlerin açık ve kesin olarak düzenlenmediği gerekçesiyle bu düzenlemeleri hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğuna karar vermiştir.
İptal nedeniyle oluşan bu hukuki boşluk 7571 Sayılı Kanun ile doldurulmuş, “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar” şeklindeki muğlak ve geniş ifade yerine disiplin cezaları ve bu cezaların uygulanacağı eylemler açık bir şekilde sayılmıştır.
Bununla birlikte, aynı Kanun’un 59., 136., 159. ve 160.maddelerinde de değişiklikler yapılmış, 155.maddesi ise yürürlükten kaldırılmıştır.
Buna göre, avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında son soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde bu durum ve yargılama aşamalarında verilen nihai kararlar avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilecektir.
Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen avukatın, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için Kanunda öngörülen disiplin cezasının bir derece ağır olanı, ancak ilk defa verilen uyarma cezasının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde işten çıkarma cezası gerektiren bir fiilin işlenmesi halinde meslekten çıkarma cezası yerine işten çıkarma cezasının üst haddi uygulanacaktır.
Bir defa işten çıkarma cezası alan avukat, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde en az kınama cezasını gerektiren bir fiil işlerse meslekten çıkarılacak; meslekten çıkarma cezasını gerektiren haller hariç olmak üzere, ilk defa disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiil işleyen avukata, verilecek disiplin cezasından bir derece hafif olanı uygulanabilecektir.
- İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklikler
İcra ve İflas Kanunu’nun bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptali sebeplerini düzenleyen 278.maddesine ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin farklı tarihlerde vermiş olduğu iptal kararlarının sebebiyet verdiği hukuki boşluğu gidermek amacıyla 7571 Sayılı Kanunu’nda önemli değişikliklere yer verilmiştir. Söz konusu kanun hükmü yeniden kaleme alınmış ve aşağıdaki halini almıştır;
“Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.
Aşağıdaki tasarruflar bağışlama sayılır:
a) Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık, ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar.
b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler.
c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.”
Değişiklik öncesinde, borçlunun (veya müflisin) bağışlama ya da karşılıksız nitelikteki tasarruflarının iptale tabi tutulabilmesi, bu işlemlerin hacizden yahut hacizde mal bulunamaması nedeniyle acizden ya da iflasın açılmasından geriye doğru iki yıl içinde gerçekleştirilmiş olmasına bağlıydı. Yapılan değişiklikle birlikte bu süre bir yıla düşürülmüştür. Ayrıca, bu sürenin başlangıcında da değişiklik yapılmıştır. Buna göre değişiklik öncesinde iki yıllık süre hacizden veya hacizde mal bulunamaması sebebiyle acizden ya da iflâsın açılmasından itibaren başlamakta iken değişiklik sonrası bir yıllık süre, geçici veya kesin aciz belgesi ya da kesin aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflâsın açılmasından itibaren başlamaktadır.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda ikinci fıkrada “aksi ispat edilebilir kanuni karineler” belirlenmiştir. Borçlunun ortak konutta birlikte yaşamış olduğu kişiler ile yaptığı tasarruflar da bağışlama olarak kabul edilmiştir.
7571 Sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nun ihalenin sonuçlanması ve feshi hususlarını düzenleyen 134.maddesinde de değişikliğe gidilmiştir. Buna göre, maddenin ihalenin feshini talep edebilecek kişilerin sayıldığı ikinci fıkrasına “Belirtilen kişiler dışında kalan kişilerce ihalenin feshinin talep edilmesi halinde mahkemece ihalenin feshi talebi dosya üzerinden ve kesin olarak reddedilir” cümlesi eklenmiştir. Böylece, ihalenin feshini talep edebilecek kişiler dışında kalan kişilerce ikame edilecek ihalenin feshi davalarında mahkemelerce duruşma açılmasına gerek kalmaksızın dosya üzerinden kesin olmak üzere red kararı verilebilecektir.
Bununla birlikte, 134.maddeye eklenen dördüncü fıkra ile teminatın veya yatırılması gereken harcın yatırılmaması veya eksik yatırılması suretiyle ihalenin feshinin talep edilmesi halinde mahkeme tebliğ edeceği muhtırada, iki haftalık kesin süre içinde teminatın veya harcın ikmal edilmesini, aksi halde ihalenin feshi talebinin dosya üzerinden kesin olarak reddedileceğini bildirecektir. Ne var ki bu muhtıraya rağmen, süresi içinde teminat veya harç ikmal edilmediği takdirde Mahkemece derhal, dosya üzerinden ve kesin olmak üzere ihalenin feshi talebi reddedilecektir.
Son olarak, İcra ve İflas Kanunu’nda “İstinaf Yoluna Başvurma ve İncelenmesi” ile “Temyiz Yoluna Başvurma ve İncelenmesi” başlıklı hükümlerindeki parasal sınırların uygulanmasında, şikayet başvurusunun yapıldığı veya davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı hususunda da kanun değişikliği yapılmıştır.
- “Nitelikli Dolandırıcılık” Suçunun Yargılamasında Değişiklik
Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12.maddesi uyarınca “nitelikli dolandırıcılık” suçuna ilişkin dava ve işlere bakmakla görevli mahkeme, ağır ceza mahkemesiydi. Ancak bu düzenleme, “dolandırıcılık” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarına ilişkin yargılamaların farklı mahkemelerde yürütülmesine yol açmaktaydı. Bu görev uyuşmazlıklarının önüne geçmek amacıyla, 7571 Sayılı Kanun ile 12.maddede yer alan “nitelikli dolandırıcılık” ibaresi kaldırılmış olup böylece “nitelikli dolandırıcılık” suçuna ilişkin yargılamalar da asliye ceza mahkemelerinde görülecektir.
- Bilişim Suçlarıyla Elde Edilen Menfaatin Bulunduğu Hesaplara İlişkin Düzenleme
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen yeni hüküm ile bilişim suçlarıyla elde edilen kazançların (para, kripto varlık vb.) tutulduğu hesaplara yönelik askıya alma ve el koyma tedbirleri öngörülmüştür.
Buna göre, nitelikli hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılmasına ilişkin suçların işlendiği hususunda makul şüphe bulunması halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın 48 saate kadar askıya alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından karar verilebilecektir.
Askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, ilgili mali kurum tarafından tüm bilgi ve belgelerle birlikte derhal cumhuriyet başsavcılığına bildirilecektir.
Mali kurum tarafından askıya alınan veya cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine askıya alınan hesapta bulunan suça konu menfaate hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısının yazılı emriyle askıya alma süresi içinde el konulabilecektir. Hakim kararı olmaksızın yapılan el koyma işlemi 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulacak; hakim, kararını el koymadan itibaren 48 saat içinde açıklayacak; aksi halde el koyma kendiliğinden kalkacaktır.
- 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da Yapılan Değişiklikler
Kamuoyunda “Covid-19 düzenlemesi” olarak anılan 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un Geçici 10.maddesinde de değişiklik yapılmıştır. Buna göre, 31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden, toplam hapis cezası 10 yıldan az ise 1 ayını, 10 yıl ve daha fazla ise 3 ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına 3 yıl veya daha az süre kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilecektir. Bu hükümlüler ile 31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler, talepleri halinde en az 3 ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmak şartıyla ilgili mevzuat uyarınca cezaların denetimli serbestlik tedbiri altında infazı uygulamasından 3 yıl erken yararlandırılacaktır.
Bu düzenlemede, üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı kasten öldürme, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme, kadına karşı kasten öldürme, deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması, çökmesi ya da hasar alması sonucu meydana gelen öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, terör suçları ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar kapsam dışında bırakılmıştır.
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na Geçici Hüküm
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na eklenen Geçici 111.madde uyarınca, 1 Ocak 2016 tarihinden önceye ait olup ödenmemiş genel sağlık sigortası primleri ile gecikme cezası ve gecikme zammı gibi feri alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilmiş olup bu hükmün yayımlandığı tarihe kadar söz konusu süreler için ödenmiş olan primler iade ve mahsup edilmeyecektir.
- Vergi Usul Kanunu’na Eklenen Geçici Hüküm
7571 sayılı Kanun’la Vergi Usul Kanunu’na eklenen geçici 37. madde hükmüyle, 2025 hesap dönemi ile geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2026, 2027 ve 2028 yılında biten hesap dönemleri itibarıyla) enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın, mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmayacağı; Cumhurbaşkanının bu dönemleri, geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere, üç hesap dönemine kadar uzatmaya yetkili olduğu ve Mükerrer 298. maddenin (Ç) fıkrasında yer alan yeniden değerleme uygulaması açısından enflasyon düzeltmesi yapılmayacağı belirtilen dönemlerin (yetki kapsamında uzatılan dönemler dahil) enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönem olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
- Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklikler
- Sayılı Kanun’da çeşitli suç ve cezalara ilişkin değişiklikler öngörülmüştür. Örneğin;
- Bilindiği üzere, Türk Ceza Kanunu’nun 32.maddesinde akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmeyeceği, ancak haklarında güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı düzenlenmiştir. Düzenlemenin ikinci fıkrasında ise, belirtilen derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişilere verilecek cezaların süresi belirlenmiştir. Ancak bu kişilere yönelik herhangi bir güvenlik tedbiri öngörülmemişti.
7571 Sayılı Kanun, bu kişiler hakkında da akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunacağı yönündeki düzenlemeyi eklemiş, bu tür kişilerin de rehabilite olması ve topluma karışması sağlanmaya çalışılmıştır.
- Türk Ceza Kanunu’nun 75.maddesinde düzenlenen önödemenin kapsamına “Hakaret” suçu da eklenmiştir. Ancak suçun kamu görevlisine karşı işlenmesi kapsam dışında bırakılmıştır.
- Taksirle yaralama suçuna ilişkin cezalar artırılmıştır.
- Güveni kötüye kullanma suçunun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde verilecek cezanın bir kat artırılacağı düzenlenmiştir.
- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun cezası artırılmış, ses ve gaz fişeği atabilen silahlar da bu suçun kapsamına alınmış ve cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis olarak belirlenmiş, suçun düğün, nişan ve asker uğurlaması gibi kişilerin toplu olarak bulundukları yerlerde işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiştir.
- Suç örgütlerinin çocukları suçta araç olarak kullanmaları durumunda örgüt yöneticileri hakkında uygulanacak cezalar ağırlaştırılmış; örgüt kurma ve yönetme ile örgüte üye olma suçlarına ilişkin yaptırımlar artırılmış ve örgütün silahlı olması hâlinde cezanın yarı oranında artırılması öngörülmüştür.
Söz konusu torba yasa ile bunlar dışında, özellikle Kamu İhale Kanunu, Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu, Elektronik Haberleşme Kanunu, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunu kapsamında birçok yeni düzenleme ve değişiklik getirilmiş olup, söz konusu düzenlemelerin Türk hukuk sisteminde önemli etkiler doğuracağı tartışmasızdır.


